Güven Gazetesi

deneme 

Pzt11202017

MAL VE EVLAT

Kur’an-ı Kerim, bazı nimetleri zikrederken, o nimetleri ziynet olarak vasıflandırmıştır. Bu nimetlerden ikisini Kehf suresi 46. ayette zikretmiştir.
‘Mallar ve evlatlar, dünya hayatının süsüdür. Baki kalacak salih ameller ise, Rabbinin katında, sevap olarak da ümit olarak da, daha hayırlıdır.’
Yüce Allah, mal ve evladı yan yana zikretmiştir. İkisinin de önemi çok fazladır ve yan yana oldukları takdirde dünya hayatının süsü olurlar. Biri olur ama diğeri olmazsa bir eksiklik olacaktır. Bu iki nimet mutlaka helal ve Salih olmalıdır. Yani helal mal ve Salih evlat insana mutluluk ve huzur vermektedir.
Kendi hayatımızda ve etrafımızda mutlaka dünya malı bol olup ama evlattan mahrum olan kimselere rastlamışızdır. Bu kimselerde maddi sıkıntı olmamasına rağmen huzurları da yoktur. Evladın eksikliğini hayatlarında hissederler ve bu eksiklik insana acı verir.
Bunun karşısında evladı bol olup maddi sıkıntı çekenlerde çoktur. Evlatlarının ihtiyaçlarını karşılamakta sıkıntı yaşayan çok insan vardır, böyle kimselerde huzursuzdurlar.
Bu iki nimet birlikte olduğu zaman huzur ve mutluluk verecektir.
Acaba her mal ziynet midir? Hayır. Mal helal olunca ziynet olur. İnsanın kendi alın teriyle kazanılmışsa güzeldir. Başkasının malı ise, başkasının rızkı ise bu süs değildir.
İmam Sadık (a.s) bir gün, Musadif adında ki bir tüccara bin dinar verdiler ve bu parayı ticarette kullanmasını, kar ve zararda ortak olmalarını teklif ettiler. Tüccarda bunu kabul etti. Mısır yolculuğundan sonra İmam Sadık’a (a.s) iki bin dinar getirip verdi. İmam (a.s) paranın iki kat nasıl kar ettiğini sorunca, dedi: ‘Mısır’a varmadan, götürdüğümüz malların orada az bulunduğunun haberini aldık. Tüccar arkadaşla malları iki katına satmaya yemin ettik. Onun için fazla kar ettik.’
İmam Sadık (a.s) bir ah çektiler ve buyurdular: ‘Suphanallah, Müslüman, Müslüman kardeşinden iki kat kar etmek için yemin mi eder? Ben böyle bir karı, yemeğe cesaret edemem.’ İmam (a.s) sadece kendi parasını geri aldı ve buyurdu: ‘Kılıçla savaşmak, helal rızk kazanmaktan daha kolaydır.’
Acaba her evlat ziynet midir? Hayır. Evlat Salih olursa ziynettir. Oturmasını, kalkmasını, helâlı haramı biliyor ise süstür. Salih evlat süs olduğu gibi, kötü evlatta dünyada ki en büyük belalardan bir tanesidir.
Salih evlat yetiştirmenin ilk yolu da helal rızk kazanmak ve helal lokma yedirmektir.
Rivayet edilir bir âlim eşinin hamile kaldığını öğrendi. Eşine dedi ki: ‘Gel yediklerimize, hareketlerimize tam dikkat edelim, bu çocuk Salih bir evlat olsun.’ Aradan zaman geçti. Çocuk dünyaya geldi ve büyüdü. Bir gün geldiler ve bu âlime, çocuğunun komşunun su kabını sopayla vurup deldiğini söylediler. Bu âlim çok şaşırdı ve geldi eşinin yanında. Dedi: ‘Hanım, ben yaşantıma çok dikkat ettim ve bir hata yaptığımı hatırlamıyorum. Senin bir yanlışın oldu mu ki, evladımız bu gün bu hatayı yaptı? Eşi bir müddet düşündü ve dedi: ‘Ben bu çocuğa hamileyken, bir bahçenin kenarından geçiyordum. Ağacın dallarındaki narları gördüm ve canım çekti. Yanımda bulunan iğneyi nara daldırdım ve oradan biraz emerek suyundan içtim. Sebebi bu olsa gerek.’ Âlim de düşündü ve dedi: ‘Senin o gün bir narı iğneyle delmenin karşılığını, bu gün evladımızın komşunun malına zarar vermesiyle aldık.’
Salih evlat dünya hayatının süsü olduğu gibi, dünyadaki en büyük acı da evlat acısıdır. Rasulullah (s.a.a), oğlu İbrahim (a.s) vefat ettiğinde çok ağladılar. Baki mezarlığından dönerken, dağa bakıp buyurdular: ‘Ey dağ, böyle dimdik durmuşsun. Sen ne bilirsin evlat acısını. Ne bilirsin evlat acısının insanı nasıl yıktığını.’ Bu sözleri duyan sahabeler de Rasulullah’la (s.a.a) birlikte ağladılar.
İmam Hüseyin (a.s), Kerbela’da, Zeyneb’e, Sakine ve İmam Seccad’a (a.s) sabretmelerini ve sessiz ağlamalarını nasihat ediyordu. Ama oğlu Aliekber’in, parça parça bedeniyle karşılaşınca, o güne kadar yüksek sesle ağlaması duyulmayan İmam (a.s) yüksek sesle ağlamaya başladılar.
Allah’ın laneti, Yezid’e, ordusuna ve Yezid’in yaptıklarına razı olanlara olsun.


Resim Galerisi

Güncelleniyor...