Güven Gazetesi

deneme 

Çrş07262017

AYDINLIK VE KARANLIĞIN SAVAŞI

Bu sütunlarda bu hakir günümüz dünyası için çok önem arz eden bir takım konulara ve Müslümanların birliğini tehdit eden odaklara birkaç bölüm olarak temas etmeye çalışacağım.  Bu köşede hakiri takip eden aziz okuyucularımın bu konuları çok dikkatle okumalarını istirham ederek konuya başlıyorum.  
"Sakın dünya yaşayışı aldatmasın sizi ve sakın hilebaz Şeytan, aldatmasın sizi Allah hakkında."( Fatır, 5)
Adatma ve aldanmanın Arap lisanında kullanılan kelimesi "ğerur ve mağrur" kelimeleridir. "Ğerur" şeytanın isimlerinden bir tanesidir. Allah'u Teâlâ şöyle buyuruyor; "Sakın aldatmasın sizi dünya yaşayışı ve sakın ğerur, ( Şeytan) aldatmasın sizi Allah hakkında."(Lokman, 33)   Dolayısıyla Arap lügatine göre "ğerur" aldatan anlamına ve "mağrur" da aldatılan anlamına gelmektedir. Bu iki kelimenin kökü ise aldatmak anlamına gelen "ğurur" kelimesidir.
İnsanlık tarihi boyunca hak ve batıl daima karşı karşıya olmuş ve birbirlerine karşı mücadele vermişlerdir. Ancak her dönemde batıl suyun üzerindeki köpük ve hak ise su rolünü oynamıştır. Bu sebepten dolayı batıl sunidir ve suni olan bu köpük hafif bir rüzgâr ile dağılıverir. Ama su insanlar için hayat kaynağı olduğundan dolayı daima kalıcıdır.
Tarih boyunca batıl aveneleri geçici olmuşlar sadece birkaç günlük dünyada varlıklarını sürdürebilmişler ve varlıklarını sürdürürken de batıl cephesi ile hak cephesinde bulunan insanları kullanarak sömürmüşlerdir. Batıl ve hak bir zaman Habil ve Kabilde, bir zaman İbrahim ve Nemrutta, bir zaman Musa ve Firavunda, bir zaman Hz. Muhammed Mustafa (s.a.a) ve Ebu Cehillerde, bir zaman imam Ali ve Muaviye'de, başka bir zaman İmam Hüseyn ve Yezitte… tezahür etmiştir. Ancak hak ile zahir olanlar geride güzel ve faydalı sedalar ve eserler bıraktıkları için hep hayırla, batıl ile zahir olanlarda geride kötü sedalar bıraktıkları için daima nefretle yâd edilmişlerdir.
Hak ve batıl bazen düşünce ve inanç alanında karşı karşıya gelirler ve bazen de fiil ve eylem alanlarında karşı karşıya gelirler. Hak ile batılın fiil ve eylem alanlarında karşı karşıya gelip birbirlerine karşı mücadele vermeleri düşünce ve inanç alanlarındaki mücadeleden kaynaklanır. Kalbinde ilahi ve hak ideal düşünceleri taşıyanlar vazifeleri gereği fiillerini sergilerler. Aynı şekilde kimyaları gereği akıl gardırobuna şeytani pislikleri yerleştirip batılı hedef edinip, batılı düşünüp, batıla inanan zavallılar ise insanları sömürme, inançları kullanma adına fiillerini sergilerler.
Batıl bazı zaman ve zeminlerde kendisini batıl elbisesinde gösterir. Bazen ise batıl haktan faydalanarak kendisini kamufle eder ve kendisine hak kisvesini büründürerek bir bukalemun gibi renk değiştirerek fiillerini sergiler. Ve batıl gücünü, dayanağını daima haktan alır. Zira hak su konumunda batıl ise suyun üzerindeki köpük konumundadır. Su olmaz ise köpükte olmaz. Batıl gücünü haktan aldığı için kalıcı olmaz, sadece kısa bir dönem, maskesi düşene kadar elde etmek istedikleri uğrunda uğraşır ve örümcek misali kendi ağı etrafında döner durur.
İnsanlık tarihinde hak ve batıl daima karşı karşıya olup bir birlerine karşı mücadele etikleri gibi, bu mücadele bu günde devam etmektedir ve devam da edecektir. İslam Peygamberinden sonra hak cephesinde olup kendilerine Allah tarafından hak misyonu verilen peygamber Ehlibeyti ve batıl cephesinde olup Şeytan tarafından kendilerine batıl misyonu verilen Ehlibeyt düşmanları, Emeviler, Abbasiler ve diğerleri bu güne kadar hem düşünce ve inanç alanlarında ve hem de fiil ve eylem alanlarında karşı karşıya olmuşlardır. Bu durum kendisini, bu iki cenah arasında savaşlarla, batıl ve avenelerinin peygamber Ehlibeytine olan zulüm ve baskıları ile ve onların isimlerini, inanç ekollerini yok etme girişimleri ile göstermiştir.
İlim ve hikmet şehrinin kapısı, sünnet ve ilahi kavramlara giden yol Hz. İmam Ali'ye yıllarca minberlerde sebbedilmesi ve Hz. Ali'den Ehlisünnet kardeşlerimizin altı sahih kaynağını yazanların bu kaynaklarında sadece 586 hadis nakledilmesi, ancak Hz. Peygamberimizin dünyasını değişmesinden on dokuz ay önce Müslüman olduğunu ibraz eden Ebu Hureyre'den 5374 hadis nakledilmesi ve yine bu kaynaklarda tarihte dört bin öğrencisi olduğu bilinen ve mezhep imamlarının üstatlığını yapmış olan İmam Cafer Sadık'dan çok az hadis nakledilmesi ve yine imam Muhammed Bakır ve İmam Cafer Sadık'dan yetmiş bin hadis ezberleyen Cabir Cufi’den Ehlibeyt imamları gibi ric’ata inandığı için bu kaynakların bazılarında bir hadis bile nakledilmemesi hak ve batıl mücadelesinin bir tezahürüdür.
Tarih boyunca batıl ve aveneleri güneş balçıkla sıvanır mantığı ile hareket etmiş ve bu mantığı geliştirmeye çalışmışlardır. Batıl cenahında bulunan otoriterler batıl cenahın neferlerine siyasi ve ekonomik alanlarda hep imkân sağlamış ve bu uğurda imkânlarını bu neferler için seferber etmişlerdir. Bu imkânları bulanlar kimi zaman kalemleri ile kimi zamanda batıldan aldıkları rütbeleri ile amaçları doğrultusunda hareket etmişlerdir. Ancak çağımız medya ve iletişim çağı olduğundan, bu gün batıl cenah imkânlarını Tv. Radyo, gazete, dergi, internet vb. alanlara seferber etmekte ve bu cenahın da neferleri misyonları dalında uğraş vermektedirler.
Batıl serleri bazen hak neferleri içinde bulunan ve hakkın neferlerinden biri diye bilinen bazılarını da kendilerine aktör olarak seçerler, onları imkânlarla donatırlar ve onlarda menfaat ve çıkarlara kul oldukları için hak neferleri arasında tefrika çıkararak batıla hizmet etmiş olurlar.
Hak neferleri özellikle batılın aktörlüğünü üstlenenlere çok dikkat etmelidirler. Zira batılın kendisi kendisini batıl olarak gösterdiği için hak neferlerin arasında pek başarılı olamaz. Ancak batılın aktörleri hak neferleri içinde gözüküp kendisini hak kisvesinde sunduğundan bazılarını yanıltıp amacında kullanabilir. Bu bağlamda İmam Ali ve Ehlibeyt okulunun öğrencileri kendilerini iki yaşında deve konumuna sokmalı, kendilerini sağdırtmamalı ve sırtlarını bu aktörlere binek yapmamalıdırlar.
İslam tarihinde bu güne kadar Ehli hakkın ve hidayetin önderleri ve kurtuluş gemisinin kaptanları olan Ehlibeyt imamları hakkında çok şeyler söylenmiş ve yazılmıştır. Bu söylenen ve yazılanların kimisi hakkı ifa ettiği gibi kimisi de batılı ifa etmiştir. Batılı ifa edenlerin bazıları doğruya, hakka ulaşamadıklarından söyledikleri ve yazdıklarını hak olarak gördükleri için söylemişler ve yazmışlardır. Bazıları da söyledikleri ve yazdıklarının batıl olduğunu bildikleri halde taassup, bağnazlık, çıkar ve menfaatleri gereği hakkı inkâr etmiş ve batılı hak olarak savunmuşlardır. İnsaf ehli olan ve derdi, amacı din ve hakikat derdi olan ve kendilerini hakka adayanlar bu gerçekleri gördükleri zaman, batıl ve yanlış üzerinde direnmemiş tam aksine hakkı haykırmaya ve itiraf etmeye başlamışlardır.
Dinler tarihi boyunca dine karşı olanlar zümresi, genelde dine karşı din ile mücadele etmişlerdir. Bunlar İblisin askerliğini yapanlardır. Bazı insanlarda dine inandıkları, dinin mensubu oldukları halde "nefse esir, iblise tutsak" olduklarından dolayı, çıkar ve menfaatleri doğrultusunda dinden ve din mensuplarından nemalanmak için ilahi değer ve kavramları kullanmışlardır.
İkinci zümrenin dine ve mensuplarına vurdukları zararlar birinci zümreden daha fazla olmuştur. Zira birinci zümre din karşıtı olduklarını açıkça sergiledikleri için, samimi Müslümanlar onlara karşı nasıl tedbir alacaklarını bilmektedirler. Ancak ikinci zümre kendilerini din diyanet ehli göstererek, nefsin havarisi olduklarından dolayı samimi dindarların zihinlerini bulandırmış ve bu alanda birçok zararlara sebep olmuşlardır.
Şeytan insanları kendisine uşak ve kul etmek için her türlü vesileyi kullanır. Kimisini kadın yoluyla, kimisini servet düşkünlüğü ile kimisini makam ve mevki ile kimisini alkol ve kumar ile kimisini soy ve sop ile kimisini kin, haset, gıybet gibi nefsi hastalıklar ile kimisini de ibadet yolu ile aldatmak ister. İblisin aldatma alanında başarılı olduğu alanlardan bir tanesi ibadet kanalı ile aldatmasıdır. İblis ilk aşamada insana sünnetleri önemsiz ve mekruhları ise tatlı gösterir. Bu alanda başarılı olduktan sonra farzları önemsiz ve haramları tatlı gösterir. İnsan bu aşamaya geldiği zaman yaptığı günahlara şeriat kılıfı giydirmeye ve günahını meşrulaştırmaya gayret eder…
Selam ve Dua ile…


Resim Galerisi

Güncelleniyor...