Güven Gazetesi

deneme 

Cts05272017

16 Nisan Referandum Değil Sınav Niteliğindeydi

16 Nisan referandumu bir sınav mahiyetindeydi.  Iğdırlı halen aklını başına devşirmemiş eski tas, eski hamam.  İş, aş deyince yıllarca susuz kalmış toprak gibi saldıranlar, referandumda kendini bulunmaz sanıyor.

 

  Biz Iğdır Azeri Türk’ü olarak birlik beraberliğimizi koruyamıyoruz. Millet olarak tarihe bakın, kendimiz seçip kendimiz yıkıyor ve sonra da ağlıyoruz.

  1 Kasım’dan bu yana milletvekilinden iş talebinde bulunanın sayısını tahmin etmek zor. Ama beni birkaçı çok etkiledi. Bir bayan, eşinden ayrıldığını ve 10 üç yaşında bir kızı olduğunu söyleyip ağlıyor ve iş istiyordu. Yine iki bayandan birisinin eşi hasta yatakta, bir diğerinin eşi kendisini terk etmiş çocuklarıyla ortada kalmış, iş diye feryat ediyorlardı. Bu bayanlara iş bulmak bir ibadettir.

 2009 yılından itibaren sahipsiz kalmış bu fakir fukara bir umut elde etmişken, bunların umudunu söndürmek için mücadele edenlere ne demeli.

  Bizler öldürüp ağlayan millet olarak hiçbir zaman başarılı olamayız. Her zaman umutlarımızı bitirmek ve onunla övünen insanlarız.

 Referandumu biraz irdelemek istiyorum. Tuzluca ilçesinin köy sandıklarını tek tek inceledim. En çok beğenilen bölge olarak yine istenilen seviyede değil. Iğdır merkez zaten kendini kaybetmiş. Melekli, Karakoyunlu, Aralık hepsi sınıfta kaldılar. Ben Iğdır’da milletvekilimizle birlikte olalım, gerisi gelir demiştim. Azeri Türk’üne bir umut doğmuş, sadece Iğdır’da değil, Türkiye, hatta Kuzey Azerbaycan, Güney Azerbaycan’da yaşayan Azeri Türklerine bir umut olmuş, bir milletvekili seçmişiz. Vekilimize sahip olalım. Vekilimizin elini güçlendirelim demiştik. Ancak nefsimizi yenemedik. Defalarca gelip benim, kızıma iş, oğluma iş diye milletvekilinin kapısını aşındıranlar, vekilin karşısına dikildiler. Oylarını aksi yönde kullandılar.

  Ne oldu şimdi? Iğdır’ın oyu Türkiye’nin kaderini mi değiştirdi? Birbirimizi çekememezlik yapmamız ve gerçek hayattaki lakayt yaşantımızı Iğdır’ın geleceğini oylamamızda da uygulamaya sokmamızın bizim için nasıl büyük bir yıkım olduğunu biliyor muyuz? Başımıza geleceklerin  farkında değiliz herhalde.

  Özellikle bu sosyal medyayı kullanan ifadesi bozuk, kendini bir şey sananlara sesleniyorum. Bu toplumun yüz karası olduklarını bilmelidirler. Hayatları boyunca bir baltaya sap olamayanlar, başkalarını kıskanıp olur olmaz, yakışıksız sözler yazanlar, öncelikle kendilerine daha sonra bu topluma zarar verdiklerini bilmelidirler.

  Biraz özeleştiri yapmak istiyorum. Karakoyunluları yazmak istiyorum. Iğdır’da yaşayan Karakoyunlular bir yana. Karakoyunlu’da yaşayan, kendini akil insan olarak görenlere seslenmek isterim. Baktığınız pencere, avuç içi büyüklüğünde bir penceredir. Biraz hedefinizi büyütün. Eğer Karakoyunlu’ya lider olmak istiyorsanız Toktamışlı, Mirili, Halaşlı, Kölalı demeyin, bütün Karakoyunlu deyin. İnsan belediye Başkanı, parti başkanı hatta daha büyük makamlar elde edebilir. Yalnız, topluma lider olmak isteyen insan, önce nefsini yenecek ve toplumu kucaklayacak ki böyle günlerde toplum onu terk etmesin.

  Kim ne derse desin. Kim kimi suçlarsa suçlasın, bir başarı varsa, iş başında olanlarındır. Bir başarısızlık da varsa, yine iş başında olanlarındır. Bu sözler bizim Karakoyunlular için söylemek istiyorum.

 Iğdır Azeri Türk’ü içinde herkesin öz eleştiri yapmasını tavsiye ediyorum.  Bugün Nurettin Aras, milletvekili seçilmiş ve var gücü ile vatandaşa hizmet etmek için çaba gösteriyor. Iğdırlının tümü, Azeri’si, Kürdü, Terekeme’si, göçmeni herkesin beklentisi var. Nurettin Aras da Iğdır’ın geneline kalıcı hizmetler getirmenin mücadelesini veriyor. 2019 Kasım’ına kadar getirdiği hizmetler beğenilir, vekilliği takdir edilirse, o zaman yakasına yapışır bizi bırakma deyip tekrar aday gösterip kazandırırız. Veya 2009’da yaptığınızı bir daha yapar, çok bekleriz. Bir Nurettin Aras daha çıksın bu topluma umut olsun diye.

 

Resim Galerisi

Güncelleniyor...